moda
Aylık 1.000.000'un üzerinde sayfa gösterimiyle "Türkiye'nin moda sitesi".

Antik Çağın Altın Şehri EFES

Antik Çağın Altın Şehri EFESSevgili okurlarım uzun bir aradan sonra tekrar merhaba! Bu ayrılık döneminden sonra yeniden karşınızda olmaktan çok mutluyum ve inanın çok özledim sizleri! Şükür kavuşturana..



Size bu yazımda bence dünyada eşi benzeri olmayan Antik Çağın Altın Şehri Efes’te yaşadığım büyülü deneyimimi anlatacağım. EFES  antik çağın en tanınmış kenti. Roma'nın Küçük Asya eyaletinin görkemli başkenti. Erken Hıristiyanlık döneminin en önemli dinsel merkezlerinden biri, İncil’in burada yazıldığı rivayet ediliyor. Meryem Ana’nın yaşamının son günlerini geçirdiği, Aziz Paulus'un defalarca ziyaret ettiği ve antik çağın yedi harikasından biri olan Artemis tapınağının bulunduğu yer. Ve daha bir çok  özelliği ile günümüze kadar gelen bir dünya harikası…

Gene bana kalabalık geldiği bir dönemde çantamı alıp kaçma moduna girmem ve  kendimi İzmir de bulmam bir oldu. Ve bu kayboluşta EFES ilaç gibi geldi desem yalan olmaz. Ve abartıp şöyle diyebilirim ki, Efes ziyareti ölmeden önce yapılacak 100 şey listesine  konulabilinecek bir deneyim…

İzmirden harika bir otoban olan paralı Aydın otobanına girdikten sonra Selçuk çıkısını takip ettiğinizde yaklaşık 45 dakika ile bir saat arasında o büyülü mekanın otoparkında kendinizi buluyorsunuz. Ben şahsen yarım saat sonra otoparktaydım ama ben biraz hızlı şoförümdür siz bana uymayın!

Efes antik şehrinin iki kapısı var alt  ve üst kapı…Tur ile geldiğinizde otobüsler yolcuları alt kapıdan bırakıp üst kapıdan alıyor. Ama bireysel gezilerde bu mümkün olmadığından mandalina ağaçları arasından harika bir fayton turu ile alt kapıya ulaşıp, park ettiğiniz üst kapıya doğru tura başlamanız şiddetle tavsiye edilir.



Faytoncumuz önce “Yedi Uyuyanlar” diye anılan alana bizi bırakarak bekliyor. Yedi Uyuyanlar diye anılan kısım antik kentin az dışında ama görülmeye değer fayton çok işe yarayacak bu turda mandelina ağaçları arasından harika bir turla varıyorsunuz bu mezar ve kilise kalıntısına. Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan bu yer, buranında bir efsanesi var, Geç Roma imparatorlarından Decius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hıristiyan gencin Panayır Dağı eteklerinde sığındıkları mağara. Gençler bir gece uykuya daldıklarında Dacius'un polisleri buraya gelerek mağaranın ağzını koca kayalarla sıkıca kaplatmışlar. Aradan aylar, yıllar geçmesine rağmen bu 7 genç ve köpeği uyumaya devam etmişler. Bir sabah keçilerini otlatan bir çoban kayayı yerinden oynatınca, mağaraya ışık sızmış ve gençler uyanmış. Kente giden gençler Hıristiyan inancın hakim olduğunu öğrenince, yıllarca uyudukları mağara ve çevresi kutsal yer ilan edilip, saygı görmüş. 5. yüzyıldan itibaren de Hıristiyan mezarlığı ve dini merkez halini almış.

Faytoncumuz  Efes antik şehrin alt kapısına bizi getirdiğinde aralık ayı olmasına rağmen, kuyruğun uzunluğu  neredeyse küçük dilimi yutmama sebep olacaktı. Uzun bir kuyruktan sonra 20 TL karşılığı biletimi  alıp, kapıdan girdiğimde o görüntü karşısında heyecandan kalbim duracak gibiydi diyebilirim. Bu arada bilet alımında size çok faydalı bir dip not vereyim. 20 TL’lik  Efes giriş bileti yerine tüm Türkiyedeki müzelerde geçerli olan “MÜZE KARTI” nı  20 TL’ ye olarak antik şehre giriş yapabilme hakkına sahip olabilirsiniz. Ben şahsen böyle yaptım.

Efes antik şehirde rehberli turlar mevcut olduğu gibi, özel kulaklıklı  taşınabilir  teyplerden  Efes’teki bölümlerin üzerindeki numaraları girerek detaylı şekilde bir anlatımla dinleyerek gezme şansına sahipsiniz ben kulaklıklı turunu tercih ettim. Oldum olası koyun sürüsü gibi yapılan rehberli turlardan pek haz etmemişimdir.

Ve tura başladığımda kulağımda akan bilgiler ve şehrin atmosferinin yarattığı etki ile kendini antik çağa ışınlanmış hissetmem zor olmadı. O kadar kaptırdım ki kendimi “Efesli Rose”  diye düşünüp o dönemde yaşasam  kesin şu evde oturur, şuradan alışveriş yapar, şurada salınırdım diye hayale kaptırmam  bir oldu. Sanki her an bir yerden BÜYÜK İSKENDER çıkacakmış da, gel  5 el tavla atalım diyecek  kadar canlı ve elle tutulurdu şehir kalıntıları... Hatta bir ara kendimi o kadar kaptırdım ki, hafızam bana harika oyunlar oynamaya başladı. “Sanırım 300 Spartalı”daki harika karın kasları ile “Kral Leonidas”ı gördüm desem çok mu abartmış olurum? GÜLMEYİN! Gerçekten çok büyülü bir yer, gidip yaşayın hak vereceksiniz :)))






Efes, Türkiye'deki onlarca antik kent içerisinde en etkileyici ve en ünlü olanı… M.Ö. 1000 yıllarında kurulmuş olan şehir, Küçük Menderes'in getirdiği alüvyonlar limanı doldurunca, Bülbül Dağı yamaçlarına taşınmış. Efes'in ününü borçlu olduğu Artemis Tapınağı'nın ilk yapıldığı zaman (M.Ö. 560 - 550) büyük bir olasılıkla deniz kıyısında olduğu düşünülüyor. Ama, şu anda antik kent kalıntıları  bayağı içerde  kalıyor.

Kısaca özetleyecek olursam, aslında Antik çağda Efes, “Kaystros” vadisinden geçerek Asya'ya ulaşan büyük bir ticaret yolunun batıdaki başlangıç noktasıymış. Efes, tarih sahnesine M.Ö. 7. yüzyıl ortalarında “Kimmer” saldırısı sırasında çıkmış. Sırasıyla Efes'i Lidya Krallığı, Persler, Sparta Krallığı, Büyük İskender, Bergama Krallığı, Roma Krallığı, Gotlar ve Selçuklular ele geçirmiş. Büyük İskender'in M.Ö. 333'te kenti almasıyla birlikte 50 yıl süren bir refah dönemi yaşanmaya başlanmış. En parlak döneminin başlangıcı ise; Helenistik dönemde olmuş ve  Efes'in en parlak günleri… Augustos döneminde Efes, Roma'nın Asya eyaletindeki kentlerin en önemlisiymiş. M.Ö. 1. yüzyılda kent önemli bir ticaret merkezi halini almış. Efes ve meşhur Artemis tapınağı  262'de Gotlar tarafından yıkılmış. Kent bundan sonra bir daha eski görkemine ulaşamamış. Ortaçağ başlarında Efes, artık liman kenti olmaktan çıkmış ve bir düşüş içine girmiş. 1090 yılında Selçuklular tarafından fethedildiğinde bir süre sonra bir daha yaşanmamak üzere  tamamen terkedilmiş.

Efes'in Kuruluş Efsanesini aktarayım. Her efsane gibi ilginç ama gizemli… Bu efsanenin dayandırıldığı kanıt ise; Hadrianus Tapınağı girişindeki  3000 yıllık bir  frizden yola çıkılarak, kuruluş kehanetinden şu şekilde söz ediliyor;  Atina kralı Kodros'un cesur oğlu Androklos, Ege'nin karşı yakasını keşfetmek ister. Önce, Delfi kentindeki Apollon Tapınağı'nın kâhinlerine danışır. Kâhinler ona, balık ve domuzun işaret ettiği yerde bir kent kuracağını söyler. Androklos bu sözlerin anlamını düşünürken Ege'nin lacivert sularına yelken açar. Kaystros (Küçük Menderes) Nehri'nin ağzındaki körfeze geldiklerinde karaya çıkmaya karar verir. Ateş yakarak tuttukları balıkları pişirirlerken, çalıların arasından çıkan bir yabandomuzu, balığı kaparak kaçar. İşte kehânet gerçekleşmiştir.Ve  Buraya bir kent kurmaya karar verirler. O da EFES KENTİDİR.. İlginç değil mi efsanesi ,domuz balığı yutmasa Efes’ten mahrum kalacaktık :)))



Efesteki en favori yerlerimden biri  olan Büyük Tiyatro adı  gibi kocaman 24.000 kişilik kapasiteyle antik dünyanın en büyük tiyatrosu. En gösterişli bölümü ise sahne yapısı. Maatesüf, günümüze sadece zemin katının sağlam olarak gelebildiği sahne, yapıldığında yüksekliği 18 m  ‘yi bulan sütunlu, 3 katlı, niş, heykel ve kabartmalarla süslü zengin ve anıtsal bir görünümündeymiş. Oturma basamakları üç bölümlü. Oyunlar haricinde tiyatro, gladyatör ve hayvan dövüşlerinin ilgi gördüğü 3. ve 4. yüzyıllarda Arena gibi de kullanılmış. Hala şu hali ile bile inanın o görkemi size hissettiriyor. En tepedeki basamaklara kadar tırmanıp, yüzünüzü sahneye dönük oturarak şehri tepeden seyretmeniz şiddetle tavsiye olunur. İnanın yok böyle bir haşmet, böyle bir güzellik.



Artemis tapınağı için ne üzücü ki, hayal gücünüzü oldukça kullanmanız gerekiyor. Kalanlar yok denecek kadar az maatesüf. Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı, Antik dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağı imiş. Büyüklüğü 105 x 50 m ve ön cephesi diğer Artemis (Ana Tanrıça) tapınakları gibi batıya dönükmüş. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele'nin Efes'e ne zaman geldiği, orada Artemis adıyla kültünün ne zaman başladığı ise bilinmiyor. Bununla birlikte inanışa göre, Kybele'nin çeşitli evreler geçirerek Efesli Artemis biçimine girdiği kabul ediliyor. Tapınakla ilgili günümüze pek az kalıntı ulaşmış. Yapılan araştırmalar tapınağın 127 sütunlu olduğunu, ön cephedeki 36 sütunun kabartmalarla bezeli olduğunu göstermekte. Bu güzel tapınak M.Ö. 356 yılında adının tarihe geçmesini isteyen Herostratos adlı bir akıl hastası tarafından ateşe verilmiş .Haksızda değilmiş hani, deliyi halen ben bile yazımda bahsetmeden geçemedim :)) Sedir ağacından kirişlerinin hemen alev alması, tapınağın çok kısa sürede çökmesine yol açmış. Ardından aynı plana sadık kalınarak yeni tapınağın inşasına başlanmış. Bir bilgiye göre ünlü coğrafya bilgini Strabon, bu antik tapınağın 7 kez yıkılıp, yeniden yapıldığını yazıyor. Kazılarda tapınağın ancak dört evresi ortaya çıkarabilmiş. Ama dediğim gibi şu anki durumu için bayağı bir hayal gücü gerekiyor:)



Yamaç Evler
diye anılan ve ayrı bir bilet alınarak gezilen bölün UNICEF tarafından korunmaya alınarak  yıllar süren bir calışma üzerine 2004’de açılan bir bölüm. Ama Efes'in yaşam şeklini anlamak, uygarlığı gelişimin yakalamak için görülmesi gereken bir bölüm.Teraslar üzerine inşa edilmiş olan çok katlı evlerde kentin zenginleri oturuyormuş. Evlerin tabanlarında mozaikler, duvarlarında mermer kaplama ve freskler bulunuyor. Ve görünce insanı hayrete düşürüyor, o dönem için düşünülen lüks medeniyete bence ışık tutuyor. Önce bu bölümün paralı olduğunu öğrenince kızıyor bilet aldım ya ne bileti  ya, girmem o zaman tribine giriyorsunuz ama sakın atlamayın!O dönemin tuvalet sistemini görmek bile hayrete düşmenize yetiyor inanın... 4 bin metrekare üzerine kurulmuş evlerin ısıtma, soğutma sistemleri, salon, yemek ve çocuk odaları günümüzdeki yapılarla benzerlikler taşıyor. Dış görünümleri sade olan evlerin içleri zengin süslü fresklerle ve mimarı tarzıyla bugünle kıyaslanacak kadar gelişmiş ve milattan önce bir dönemi düşündüğünüzde insanı hayrete düşmekten alıkoyamıyor. Kıyın paraya ve girin derim!

En ama en sevdiğim kısım, tüm ziyaretçilerin önünde resim çektirmeden  geçmediği  (Clinton’ların Türkiye gezisini hatırlayın, ziyaret programına Efesi özel istekle ekletmişler. Haksızda değiller hani) işte bu meşhur Celcus Kitaplığı. İki önemli caddenin (Küretler Caddesi ve Mermer Cadde'nin) birleştiği yerde bu harika kitaplık ve bence Efes'in en önemli anıtsal yapılarından biri… Celcus Kitaplığı, İmparator Hadrianus döneminin en belirgin özelliklerini yansıtıyormuş, kulağımdaki teypten yükselen ses böyle diyor. Gerçekten bu uyarıdan sonra etrafınızdaki diğer kalıntılara baktığınızda farkı fark etmemek mümkün değil. Bu yapı M.S. 105-107 yıllarında Efes'in Asya eyaleti prokonsülü Julius Celsus Polemeanus'un ölmesi üzerine, onun anısına oğlu Aquila tarafından mezar anıtı olarak yaptırılmış. Hem kütüphane, hem de mezar anıtı görevini üstlenen yapıda kitap ruloları, yapı içerisinde, duvarlardaki nişlerde saklanıyormuş. Cephesi 1970-1980 yılları arasında restore edilmiş.Rüya gibi bir yapı, belki içinizden deli diyeceksiniz ama, kapı girişindeki sütuna sarılmaktan kendimi alı koyamadım, yapı insanı içine çekiyor sanki.



St. Jean Kilisesi  yapılma hikayesi ise oldukça önemli Hristiyan dünyası için o yüzden bence oldukça dini boyutta bir hikaye... Havarilerin Kudüs'ten kovulmalarından sonra, beraberinde Meryem Ana ile birlikte Efes'e gelen St. Jean, St. Paulus'un ölümünden sonra "Asya Havarisi" unvanıyla Efes kilisesinin başına geçmiş ve Hıristiyanlığı yayma faaliyetini sürdürmüş. St. Jean Kilisesi de  anısına  Bizans İmparatoru Büyük Justinianus tarafından inşa ettirilmiş.  Ayrıca,döneminin  en büyük yapılarından bir olan, altı kubbeli kilisenin merkezi kısmında,  Hz. İsa'nın en sevdiği havarisi St. Jean'ın mezarı bulunmuştur. Kuzeyinde de hazine binası ve vaftizhane bulunuyor. O bölgeye giriş yasak, çünkü günümüzde de Hıristiyan alemi için en önemli ibadet yerlerinden biri, tüm dünyanın 4 bir yerinden gelen Hıristiyanlar buraya uğrayıp Meryem anaya çıktıklarında hacı olduklarına inanıyorlar. Allah kabul etsin, ne diyelim..





Meryem Ana Evine ise, inanılmaz güzel  yemyeşil  bir  orman yolundan  Bülbül Dağını tırmanarak ulaşıyorsunuz.  Hıristiyanlığın kutsal anası Hz. Meryem'in Evi bu dağın tepesinde  bulunuyor. Hıristiyanlarca ''Panaya Kapulu'' olarak da adlandırılan kutsal yerin M.S.4. yüzyılda inşa edildiği sanılmakta. Hz. İsa'nın  çarmıha gerilişinden kısa bir süre önce, annesini arkadaşı ve havarisi olan St. Jean'a teslim etmiş. St. Jean de  Hz. İsa'nın çarmıha gerilişinden sonra Hz. Meryem'in Kudüs'te kalmasını sakıncalı bulduğundan onu yanına alarak kaçırmış ve buraya getirmiş. Hıristiyanlık dinini yaymak gibi kutsal bir görevi üstlenmiş olan St. Jean çağın en büyük kenti durumundaki Efes'i kendine hedef seçmiş, Hz. Meryem'i putperestlerin diyarına sokmak istemediğinden onu Bülbül Dağı eteklerinde sık ağaçlarla kaplı bir köşede yaptığı kulübede gizlemiş. St. Jean'ın her gün gizli gizli onu ziyarete gittiği ve yiyecek içecek götürerek yokladığı bilinmekte. Hz. Meryem'in tam 101 yaşına kadar Bülbül dağındaki bu yerde yaşadığı ve burada öldüğü kabul ediliyor. St. Jean, Meryem Ana' yı yine bu dağda kendisinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yere götürmüş. Hıristiyanlığın yayılmasından sonra Hz. Meryem'in bulunduğu yere Hıristiyanlarca ''Haç'' şeklinde bir kilise inşa edilmiş. Burası yıllar sonra  kötürüm olan ve Türkiye'ye gelemeyen bir Alman rahibenin tarifleri üzerine bulunmuş. Şifalı olduğuna inanılan bir de kaynak suyuna sahip olan Meryem Ana Evi, 1967 yılında Papa VI. Paul ve 1979 yılında Papa II. Jean Paul tarafından ziyaret edilmiş. Vatikan tarafından kutsal ilan edilen Meryem Ana Evi, daha önce bahsettiğim gibi dünyanın dört bir yanından gelen Hıristiyanların ziyaret ettiği gözde bir Hac Yeri durumunda. Tabii ki bir Müslüman da olsam gidip ziyaret edip duamı etmeden ayrılmadım. Bende şifalı suyundan içip, mum yakıp dilekte bulunmadan gelmedim. Hiç ısrar etmeyin asla ne dilediğimi söylemeyeceğim :)))






Tur bittiğinde sanki, bir zaman yolculuğunun süzgecinden geçmiş tekrar günümüze ışınlanmış  ve  ruhunuzun arınmış, içinizde tarif edilmeyen bir mutluluk hissi ile dolu olarak dönüş yolunuza giriyorsunuz. 2-3 gün etkisinden kurtulamadım inanın ,her konuyu EFES e getirip günümüz ile kıyaslamadan edemiyorsunuz. Böyle garip bir etki yani… Gerçek bir terapi oldu bana .

Bu arada yol üstündeki çöp şişçileri atlamayın derim. Başka hiçbir yerde böyle bir çöp şiş yok, bir tabakta 15 tane şiş olduğunu öğrenince yarım dedim. Ve pişman oldum. Sakın hatama düşmeyin bir porsiyon söyleyin. Koca bir Efes turundan sonra harika gidiyor.

Yolunuz   Efes‘e düşerse beni hatırlayın. Umarım her Türk bu yaşadığım deneyimi  bir gün yaşar, ayrıca bir Türk olarak Efes’in topraklarımda olmasından büyük bir haz aldığımı ifade etmeliyim. Çok şanslıyız çok!.. :))  Biraz nispetimsi oldu ama  tek kelime ile müthiş…

SEVGİYLE KALIN…..

Gülperi Ataca

1353


Yorumlar


sevim { 20 Mart 2010 }
senin güzelliğin efesin yanında sönük kalır seni seviyorummmm
semra özsoylu { 26 Şubat 2010 }
sevgili kuzen
birçok kez gördüğüm bu yerleri yazını okurken bir defa daha gezdim
canım eline,yüreğine sağlık
AHMET SAĞLAM { 26 Şubat 2010 }
Hanımefendi Merhaba.
Yazınız. yorumunuz ve anlatımınız için teşekkür ederim. Ellerinize, emeğinize sağlık. Lakin şu" çantayı alıp kaçma moduna" takıldım desem yeridir. Yağmayın lütfen durup dururken kanımıza girmeyin :))
Umut Turan { 23 Ocak 2010 }
Gülperi hanım yazılarınız çok içten. Ellerinize sağlık :)
evren t.burak { 22 Ocak 2010 }
Gülperi Hanım, özlemiştik yazılarınızı... Sayenizde gidemediğimiz yerleri de görüyoruz. Elinize sağlık... Sevgilerimi gönderiyorum...
RIFAT İSMAİLOĞLU { 19 Ocak 2010 }
sizi,ve yazılarınızı gerçekten özlemiştik.elinize saglık. çok samimi ve bilgilendirici bir yazı olmuş.teşekkürler


not:     şapka = ENFES )))
leyla { 19 Ocak 2010 }
MERHABA GULPERI HANIM..GERCEKTEN COK OZLEDIK SIZI..NE GUZEL YAZMISSINIZ GENE..BAYILDIM..DAHA ONCE GITMIS AMA HIC BU GOZLE GEZMEMISTIM..BANA ISIK OLDUNUZ GENE GITMEK ISTEDIM BU SEFER SIZIN GOZLEMLERINIZLE GEZECEGIMDEN EMIN OLUN..GENE COK GUZELSINIZ...SAPKANIZ COK YAKISMIS..SIZINLE CUNDADA TANISMAK ICIN CAN ATIYORUM..SEVGIYLE KALIN SIZIN DEGIMINIZLE..SEVGILER
kenan { 19 Ocak 2010 }
kocaman tşk melek yüzlü ve iyilik perisi gidemesemde göremesemde sayende öğreniyorum konusu geçse gitmiş kadar anlatabilirim o kadar güzel ifaade etmişsin... tşkler.... :)
fundaa { 19 Ocak 2010 }
bence de Efes gerçekten büyülü bi yer. Gülperi Hanım sizin anlatımınız da ayrıca büyüleyici olmuş :)
Nejla Çalışkan { 19 Ocak 2010 }
Gülpericiğim ellerine sağlık.
A. Kıvanç Tanrıkulu { 18 Ocak 2010 }
Ellerinize sağlık. Her zamanki gibi çok güzel bir yazı olmuş. Hep gezin, hep yazın inşallah! :)
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın!